10. Kasım 2007 8:24 | Kategori: Toplumsal | 13 yorum yapılmış.

Seni Özlüyoruz Atam

Yalova ‘da ortaya çıkmış ATAMın hastalığının ilk belirtisi. Doktorlar tarafından uygulanan tedavi olumlu sonuç verince hastalığı bilenler rahat bir nefes alır. Ama Memleket aşkı ile ATAM daha iyileşmeden Ankara’ya, Hatay’a, Mersin’e ve Adana ‘ya yoğun güneş altında yorucu seyahatler sonrasın da tekrar belirir imansız hastalık ATAMın bedeninde ve iyice ilerler. 26 Mayıs’ta Ankara’ya oradan da tedavi için İstanbula’a geldiğinde artık her şey için geç kalınmıştı. Ve hastalık çoktan teşhis edilmişti “Siroz” !
Tüm memleket ATAsının siroz hastalığı ile hüzüne boğulmuştu. Temmuz ayının sonlarına kadar deniz havası iyi gelir diye Savarona yatında kalan M.Kemal, ağırlaşınca Dolmabahçe sarayına nakledir. Bu haberler iyice yayılınca Tüm Türkiye büyük bir merak ve üzüntü içinde kalır. Ekim aylarında biraz iyileşir gibi olsada ilk kez 29 ekim kutlamalarına katılamaz ve hastalık tekrar şiddetlenir. Kurtarılabilmesi için son çabalarda sonuç vermez ve 10 Kasım 1938 sabahı Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ‘ hayata gözlerini yumar ve yaşamını bizlerin yüreğinde devam ettirir.

Ve ölmeden önce ATAMIZ demiş ki ;
“Ben ölürsem soylu milletimizin beraber yürüdüğümüz yoldan asla ayrılmayacağına eminim; bununla gönlüm rahat!”

ATAM mezarında rahatmısın bilinmez ama bizler seni çok seviyoruz ! Ve sevenlerinin dua’ları, senin için dökülen göz yaşları ile rahat uyu ATAM. Gün gelecek, Mustafa Kemal izinden gidenler yönetecek bu ülkeyi ve artık biz seninle değil eskisi gibi sen bizimle gurur duyacaksın.
Allah gani gani rahmet eğlesin, hep kalbimizdesin.



29. Ekim 2007 10:26 | Kategori: Toplumsal | 2 yorum yapılmış.



7. Mart 2007 13:17 | Kategori: Toplumsal | İlk yorumu sen yap

Ergen insan hassas insandır nede olsa, çok ince bir çizgide durur ruh halinin dengesi. Zordur bu dengeyi koruması kollaması, özen gerektirir. DENGE dedik işte, boru değildir. Her ihtimalde derim ki sana fazla takma. “her işte bir hayır vardır” minvalinden bir küpe bulunsun kulağında; narzı durumlarda zorlanmamak ve kabullenmektir tek reçete. İyi de gelecektir mutlaka. “Seni öldürmeyen acılar güçlendirir”, öyle demiştir Nietzsche amcanız; inan ona! Demem o ki karşına çıkan ilk kıldan tüyden olayda, ilk pürüzdei arızada koyuverme kendini. Baktın terazinin ölçüsü kaçmak üzere 10 kere derin nefes al içinden. Burnundan al nefesini, karnına doldur, sonra boşalt baştan bir daha bir daha…
Şu hayatta en örnek alınası davranış suya aittir bana kalırsa. Hem de suyun nehir haline. Çok iyi bilir bayır aşağı akmayı, önüne gelen engele takılmamayı, kir pas tutmamayı, daima berrak kalmayı. Sende ona benze işte. Kızsan da köpürsen de ağlayıp dövünsen de yolundan şaşma, bu fırıldak topun inadına. Akışına bırakmakla kalkma, sen de akadur ırmaklara kol kola!!…

Bu yazı aktüel dergisinden alıntıdır



24. Şubat 2007 10:30 | Kategori: Toplumsal | 4 yorum yapılmış.

Geçen akşam çiğdem ‘le yaptığım bir konuşma sonrasında açıkbilgi ‘de gördüğüm şu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Aslında hiç akla bile gelmeyen, önemsiz görülen küresel ısınmanın ne kadar ciddi boyutlara geleceğini kimse bilmiyor. Düşünün ki artık gecenin bir vakti eğlence programları bile bu konu hakkında konuşur oldu. Lafı fazla uzatmayarak sizi açık bilgide gördüğüm bu yazıyla başbaşa bırakıyorum. || devamını okuyun..



19. Aralık 2006 14:42 | Kategori: Toplumsal | 3 yorum yapılmış.

Yaşım ilerledikçe bazı şeylerin ne kadar değerli olduğunu anlamaya başladım. Yaşım ilerledikçe dediğime bakmayın 87 doğumluyum ama 16-17 yaşından 18-20 yaşına kadar sanki yıllar üçer beşer geçiyor. Neyse konuya döneyim. Piyasa müzikleri, rock, metal, hiphop, rap alternatif falan filan aslına bakılırsa çoğu ticari amaç için yapılan beş para etmeyen şeyler. Tabi ki hepsi değil ama %90 ‘ı ticari şarkılar. Albüm zamanı gelip bir stüdyo’ya girilip üretilen yada satın alınan şarkılar. Böyle konuştuğuma bakmayın bende rock seven ve sürekli rock dinleyen birisiyim. Ama bazı şeylerin değerini vermek bazı şeyleri görmek lazım tıpkı türkülerimiz gibi. Hepsi olmasada bir çoğu mükemmeller hatta inanılmazlar. Her tarzı değil ama size uyan tarzdaki türküleri dinleyin. Müziğine, sözüne bakın o kadar can yanıklığı var ki. O kadar sevdalanmışlar yada hiç kavuşamamışlar ki. Kirlenmemiş, el deymemiş duygularla yapmışlar o türküleri. Acısına, sevgisine, hasretine, gurbetine. Parasına, albümüne, meşur olmasına, popstar, zortstar olmasına değil, sevdasına yazmışlar söylemişler. Dinlerken insanın tüyleri ürperir mi ? ürperirmiş …
Bir kaç arkadaşla yaptığım konuşma onların ne kadar duygusuz, ne kadar özenti ne kadar kendini bulamamış olduğunu anlamamı sağladı. Türkü dinlemek kıroluk değildir arkadaşlar. Çünkü o türküleri yapanlar kıro değildir, zaman zaman söyleyenler kırodur doğrudur. Ama dinleyin. Dinleyin de zaten bu denli değerli olan türkülerimiz daha da değerlensinler. Kaybolmaya yüz tutan değerlerimiz var, kaybetmeyelim…



Takip & Meta

rss xhtml css
Bu site xhtml ve css geçerliliğine sahiptir.